Atabinen’in 1916’da emekli olmasının ardından Muzikâ-i Hümâyûn, Atatürk’ün talimatıyla Ankara’ya taşındığı 1924’e kadar Zâti Arca’nın kumandanlığında faaliyetini sürdürdü. Muzikâ-i Hümâyun Filarmoni Orkestrası 25 Aralık 1917-31 Ocak 1918 tarihleri arasında Kızılhaç yararına çıktığı Avrupa turnesinde ilk kez Osmanlı İmparatorluğu sınırları dışında konserler verdi. Basri Özozan, şefliğe geçen hocası Zeki Üngör’ün yerine 1918’de Muzikâ-i Hümâyun Filarmoni Orkestrası’nın başkemancısı oldu.

Muzikâ-i Hümâyun Filarmoni Orkestrası 1918’den itibaren İstanbul’daki L’Union Française’de haftalık konserler vermeye başladı. İstanbul’un müzik yaşamına damga vuran bu gelişme, yıllar sonra Ankara’da dinleyicilerine ‘haftalık olağan abonman konserleri’ sunacak olan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın tarihinde yeni bir sayfanın daha açılması anlamına geliyordu.

Saltanatın 1 Kasım 1922’de kaldırılmasıyla Muzikâ-i Hümâyûn Son Halife Abdülmecid Efendi’ye bağlanarak, Makâm-ı Hilâfet Muzikası ismiyle varlığını sürdürdü.